Halikarnas Balıkçısı sözleri ve alıntıları

İnsan dünyaya oyun oynamaya gelir. Bazı insanlarn yaşamı romandır.

“Doğum, hastalık, ölüm Allah’ın emri. Anladık! Fakat ne bileyim, özlediğin bir işte çalışmadan, içine doğduğun şu dünyanın ötesini berisini hiç görmeden, taş üstüne bir taş koymadan, bir ağaçcağız olsun dikmeden, bir günceğiz olsun şunun bunun eteğini öpmeden yaşayamamak ve böylece dünyadan defolup gitmek de Allah’ın emri değil a!..”

Fakat bu gördüğüm yeni yeni yerlerin tadı tanıdığım yeni yeni insanlar ve edindiğim yeni yeni arkadaşların yanında birer hiçti. ‘’Huyu,suyu aykırı, dilleri başka olanlar birbirlerine ısınmazlar’’ derler a. Yalan! Beraber çalışıp beraber çile çeken insanlar bir birlerine öyle bağlanıyorlar ki, bir kısmı buz, bir kısmı da ateş olsa, birbirine uyup can ciğer kardeş oluyorlar. Ben öyle arkadaşlar edindim ki onların birisi yanıma gelince, yanıma birisi gelmiş gibi değil, yanımdan yabancılar ayrılmış da kendimle baş başa kalmış gibi oluyorum.

Vakit öldürüyoruz, diyorlardı. Kimin haddine düşmüş vakti öldürmek! “Vakit” onu yaşatmayı bilmeyenleri öldürür; bitkileri, insanları, imparatorlukları, uygarlıkları, çağları hep yok eder.

“Derler a, kaptanın iyisi fırtınada, dostun gerçeği de
fıkaralık, hastalık ve hapishanede belli olurmuş”

“Fırtına kopmazken epey önce köpekbalıkları derinlere kaçarlar. Akdenizliler bu balıkların başlarından aldıkları bir yağı şişelerde koyup saklarlar. Hava bozulacaksa yağlar bulanır. Denizcilerin ilk icat ettikleri barometre işte budur.”

“Eskicilik de olsa, zenaat bilekte altın bileziktir.”

Kybele“Hazreti Peygamber’den çok önce Anadolu’nun büyük Tanrıçası Kybele
Mekke’ye götürülerek tapınılmak üzere Kâbe’ye konmuştu.
Namazdaki “kıble” sözü Anadolu Tanrıçası Kybele’nin adıdır.”

“Kybele papazlarının hadım olmaları şarttı.
Pessinus’ta ve başka yerlerdeki ayinlerde gürleyen davullar,
gümleyen dümbelekler, çınlayan ziller, üfürülerek çığlıklar salan irili ufaklı
çeşitli düdükler pek sürükleyici bir müzik oluştururdu.
Tanrıçanın papazları ise coşkuyla, gözleri dönmüş olarak fırıl fırıl dans eder
ve dönerken çözülmüş saçlarını savururlardı. Bazen ziyarete gelen
delikanlılar heyecana gelir ve papazların hazır bulundurdukları bilenmiş,
büyük bıçaklardan birini kapınca, erkekliklerine ta kökünden kıyarlardı.
Bu gençler papaz adayı olurlardı.

Erkekliğin Kybele’ye kurban edilmesi sevap sayılırdı.
İşte bundan dolayı tam bir kökten kesiliş ve özverililiğin
(insan yerine koyun kurban etmek gibi) hafifletilmiş ve simgeleştirilmiş
biçimi olan sünnet, Sami ırkında gelenek oldu.
Tam kökünden sünnet, Kybele’ye tapanlarda,
simgesel sünnet de Sami ırkında, yani Yahudi ve Araplarda,
platonik sünnet de kadınla ilişkide bulunmayan
Hristiyan rahiplerinde hâlâ uygulanır.”

Ne biçim dünyaya doğmuştum ben? “Güzel” diyordum, güzel dediğime dönüp bakmıyorlardı bile. “İyi” diyordum, omuz silkiyorlardı. Birisinin dobra dobra dosdoğruyu söylediğini duyuyor, heyecanlanıp, “Doğru!” diye bağırıyordum. “Aman sus!” diyorlardı. Hele “Deniz!” deyince, bütün kaşlar çatılıyor, “Sakın ha!” diyorlardı. Peki, güzele bakma, iyiye aldırma, doğruya kulak asma, denizi anma; peki öyleyse ben ne edip ne söyleyecektim?

Babam bana denizi göstererek;
“Oğlum, sakın bunun bu haline aldanma. Kimbilir kaç gemiciyi boğmayı tasarlıyor. Seni de boğuncaya kadar aç, çıplak ve yoksul bırakır.”

“Bir insanın adını bilmekle o insan hiç tanınır mı? Bir insanı bana takdim edilmesiyle onu tanımış oluyorum. Tanıtılmamışsa o insan bana yabancı oluyor. Ona bir yakınlık duyamam, onunla konuşamam, hatta ona hafif tertipten somurtmam gerekiyordu, bana yabancı gelen insan yoktur. İnsanları dünya gözüyle bir kere görürürüz. İşte o kadar. Bir mahkemede savcı beni, ‘Tanımadığı insanlarla konuşur.’ diye suçlamıştı. Kabahat mı, diye şaşakaldım.”

İzmir kentinin “İzmir” adını almasında Homeros’un belki az çok payı vardır. Çünkü İlyada’da, Amazon Kraliçesi ya da Tanrıçası’ndan söz ederken,”Ölümsüzler ona cömert boy poslu ya da hoplayıcı Mirin” der. Böylece İzmir’i kuran Amazon’un Mirina olduğu söylenir.

DenizDeniz baştan başa masmavi bir gülüştü.

AdonisAphrodite’nin sevgilisi Adonis’tir. Bu genç, her ilkbahar dirilir, her sonbahar ölür ya da bir yaban domuzu tarafından öldürülür. Anadolu’da dağlarda kışın biten anemonlar ya da kırmızı laleler, Adonis’in kan damarlarıdır.

“Bir ev deniz kıyısında olur da, çirkin mi olur hiç?”

Halikarnas Balıkçısı sözleri ve alıntıları facebook, twitter, pinterest yada instagram gibi popüler sosyal paylaşım sitelerinde paylaşarak ruh halinizi ve düşüncelerinizi etkili bir şekilde yansıtabilirsiniz.


Hakkında Bilgi Rüya Tabiri Yemek Tarifleri