Duygusal Sözler ve Mesajlar

Duygusal sözler hepimizin zaafıdır.Hepimiz bu sözleri duymaktan sanatsal zevk alırız.Ayrıca bu Duygusal Mesajları etrafımızda ki insanlarla paylaşmak isteriz.Hatta resimli duygusal sözler ve duygusal sözler twitter gibi içerikleri sürekli aratırız.Bizde sizler için bu sözlerin en güzellerini araştırıp bulduk.

Ne güzel bir yalansın sen, Hep inandığım.

Fani aşk yoktur, aşkların hepsi baki olanadır. Tek fark şudur ki; kimi sanatı görür, kimi sanatçıyı.

Seni düşünür, seni özlerim, sevgilerin özlemlerin derinliğinde ne olur kir şeytanin bacağını bir kez beni hatırla, bir sonbahar serinliğinde…

Ne zaman sağır ressam kristal bir zemin üzerine düşen yağmur damlasının sesini çizerse seni o zaman unutacağım.

Denizde kalem kumdan kâğıtlar yaptım, her yere seni seviyorum yazdım, ama sen aptaldın inandın: ben seni sevmedim, sana taptım.

Son kibrit çöpüm gibi sakladım seni rüzgârsızdı hava tiryakiydim üstelik yakmadım seni ben yağmur yüklü bir bulutum kime çarpsam ağlarım.

Hasretim senelere dönse de ne aşkına bedduam ne de sana kinim var, bin bir dert çektirsen de seni mahşere kadar sevmeye yeminim var.

Ey tabib! Aşk derdiyle başım hoş benim; yaramdan el çek sen. Bana derman hazırlama ki senin merhemlerin benim ölümüm sayılır.

Ağlayan kalbime yoktur derman sensiz kaldım dinlemiyor gönül ferman adını aldığımda ağzıma sözlerim ağlar o anda seviyorum seni bunu unutma!

Seni ne kadar sevdiğimi öğrenmek istersen yere düşen yağmur damlalarını tutmaya çalış, tutabildiklerin senin sevgin tutamadıklarınsa benim sana olan sevgimdir.

Bir gül olmak isterdim, dalımdan koptuğum an yalnız senin için kopayım ve yalnız senin avuçlarında solayım diye bir tanem.

Bir telefon bekliyorum, sevgilim diye başlayan, seni seviyorum diye biten Bir telefon bekliyorum, dün gelmesi gereken ve bugün hala gelmeyen.

Hayat dair anılarımı bıraktım geride seninle başlıyorum yeniden dönüyorum kendi dünyama, hayat artık sensin benim için.

Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milat demektir. Şayet aşktan önce ve aşktan sonra aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz.

Gülmek için mutlu olmayı bekleme, belki de mutluluk gülüşünde saklıdır sakın ağlama gel ki bir yerlerde senin bir tek gülüşün için yaşayan biri vardır.

Aşk da tıpkı Elif gibidir. İsminde gizlidir, ama okunmaz. O olmadan da besmele sese gelmez. O her şeyin içindedir ama hiçbir şeyde görünmez.

Seni seviyorum. Yüreğime aktıkça damarıma kan olan. Yokluğuyla intihar varlığıyla can olan.

Sen ordan bi canım dersin. Benim kalbim kaburgamın altına sığmaz burda.

Bir ömür boyu seni sevmeye niyetliyim desem, “Allah kabul etsin” der misin?

Birbirimizi öyle sevelim ki, şeytan bile bizi gördüğünde “Bismillah” desin.

Hangi şehir alır bizi basar bağrına. Hangi yalan avutabilir yüreklerimizi. Kim çalacak kapımızı, bir avuç tuz için. Bir dilim ekmek için, ya da aşk için.

Belkide konuşuyordur gözlerin. Ama ben gözce bilmiyorum. Sessizce biliyorum. Usulca biliyorum. Masumca biliyorum.

“Ne öImek nefessiz kaImaktır ne de yaşamak nefes aImaktır. Yaşamak; seviImeyi hak eden birine yaşamını harcamaktır.” – Oğuz Atay

İyi geceler canım” derdin. Gecenin iyiliğinden çok, canın olma düşüncesi yeşerir dururdu içimde.

Aşkın mantığı olmaz. Sakın ha! Dostum içme aşk zehrini su diye aşk pınarından, ya Ferhat gibi atlarsın kayalardan ya da Mecnun olur dolaşırsın çöllerde kahrından.

Dikenli tellerden bir kelepçe hazırlayın takın bileklerime kanasın, asın beni o yârin gözlerine cesedim gözyaşlarıyla yıkansın.

Gülmek için mutlu olmayı bekleme, belki de mutluluk gülüşünde saklıdır. Sakın ağlama gel ki bir yerlerde senin bir tek gülüşün için yaşayan biri vardır.

Dağlarda çiçek solduğu zaman, göklerde bulut olduğu zaman, yağmurlar sel gibi aktığı zaman, anla ki bir tanem ben geliyorum!

Hiç bir şeye değişmem aşkla bakan gözlerini. En son anımda bile söylemeliyim sevdiğimi. Hiç bir şeye değişmem senle geçen günlerimi. En son anımda bile tutmalıyım ellerini.

Ben senin hasretinle yanmışım zaten yaralıyım. Sen bunun farkında mısın yar. Her günüm beklemekle geçiyor dünde bugünümde. Bir mektup göndermez misin yar?

Bu ayrılık akşamında, gözyaşıma boğuldu dünya, sorma bana sensizliği, sorma bana gücün yoksa gelen aynı giden aynı, bırak beni yalnızlığıma.

Bir gün bir çılgınlık edip, seni sevdiğimi söylesem, alay edip güler misin? Yoksa sen de sever misin? Soranlara unuttum diyorum, adı neydi hatırlamıyorum, ben artık sevmiyorum, ama öyle demiyor içim, susmuyor susmuyor kalbim, hala deli divaneyim.

Sar beni ben sana kendimi feda etmişim sev beni. Bu canı uğruna heba etmişim sevgilim her şeyim. Gönlüme taht kuran dilberim.

Ne zaman seninle birlikte olsam, artık tükenmiş şu bedenim adeta şarj olup, enerjiyle doluyor. Gülüşünün etkisi yayılıyor huzursuz ruhuma ve ben bambaşka bir insan oluyorum. Senin tatlı dokunuşlarındır bana ürperti veren ve yaşadığımı gerçekten hissettiren. Varlığınla mutlu olur karmakarışık olmuş aklım. Ruhun çatlamış topraklar gibi olan iç dünyama damla damla dökülür ve bana hayat verir. Kaybolmak üzere olan ruhumu, bu vahşi dünyada yakaladın ve okyanusun ortasında tek başına kaderine sürüklenirken beni sevginle kurtardın sen. Ruhum, aşkım her şeyim ne olur beni hiç bırakma kaderin insafına.

Senin yerini alacak kimse yoktur bu dünyada. Bana düşündüğümden daha derin bir şekilde dokundun. Senin bakışın, senin duruşun ve zarafetin kimselerde yok. Ne düşündüğümü, ne hissettiğimi bir bakışınla anlarsın. Sen beni, benden daha iyi tanırsın. Böyle bir insana sahip olmak paha biçilmez. Sen benim hazinemsin, ruhumsun, başkası duymasın diye içimden söylediğim en güzel aşk şarkısısın. Sen beni aşkıyla var eden, bir bakışıyla mutlu, bir bakışıyla yerle yeksan edensin.

Tamamen senin aşkınla var oldum ben. Tamamen senin oldum. Seninle uyandım ilk ve gece senin hayalinle rüyalara daldım. Seninle geçen her gün Tanrı’nın bir lütfu bana. Kendimi kutsanmış gibi hissediyorum. Seni sevmekten sadece mutlu olmuyor aynı zamanda onur da duyuyorum. Aşk’ın en muhteşem görüntüsüsün sen. Sana ulaşmak yıllarımı aldı ama bir o kadar daha gerekse, hiç tereddüt etmeden verirdim ömrümü. Sen gerçekten bir armağansın. Sana layık olmak için ben çok çabaladım.

Hayret nasıl olurda seni düşünmeye ara veririm uykularımda oysa sabah uyanır uyanmaz, ilk sen gelirsin aklıma. Aslında uykumda bile sen varsın biliyorum ama rüyalarımı hatırlayabilen biri değilim ben. Birbirimizi tanımadan önce bir his vardı içimde. Biliyordum sanki senin gibi birinin hayatıma gireceğini. Tıpkı rüyalarda gördüğüm halde unuttuğum ama bir şekilde hatırlar gibi güzel bir şey olacağını. Hani bazen kalbin hızlı atar ve hiç sebep yokken için sevinçle ve umutla dolar ya. İşte bu güzel günlerin seni beklediğine dair ilahi bir mesajdır. Sen de benim için öyleydin sevgilim. Adını açıklayamadığım ama içimde bir yerlerde bildiğim, sadece bana özel bir sır.

Nefes almayı bile unutturdun bana. Söyle bakalım, hayatıma ne kastın var senin güzeller güzeli? Biliyorum kimse mükemmel değildir ama sen mükemmelliğe çok ama çok yakınsın, bu da bazen beni biraz korkutuyor. Belki o yüzden sende kusur aramaya çalışıyorum. Ama bulabildiğim her kusurunda bile kendine özgü bir zarafet ve güzellik taşıdığın gerçeği oluyor. Tek ihtiyacım olan şey aslında beni sevdiğini duymak, işte o zaman senin bir melek değil, gerçek bir insan olduğunu düşünmeye başlayacağım. Benim gibi bir adamı seven de olurmuş diyeceğim. Seninle ilgili aklımda deli sorular var. Ama seni dünyadaki her şeyden daha çok seviyorum. Belki de bu dünyaya ait olamayacak kadar harika olduğunu düşünmemdendir bu. Bir bilsem seni hak edecek nasıl bir iyilik yaptım. Bu kadar şanslı olabilir miyim?

Seni dün sevdiğimden daha çok seviyorum ama yarından daha fazla değil bu sevgi. Her gün gitgide artan bir sevgiyle beni kendine bağladın, sihirbaz falan mısın? Telefonuma bakıp da gülümsediğim tek mesaj, senden gelenler. Benim gibi bir insanı gülümsetebilmek herkesin harcı değil ama sen bunu başarıyorsun. Telefonum bile senin çağrılarını, aşk, aşk diye çalıyor. Elinin değdiği her şey adeta parlıyor. Bu gülüşünü yasaklamalı çünkü başkalarında kalp krizi etkisi yaratabilirsin.

Sesini duyduğumda veya yüzünü gördüğümde hissettiklerimi açıklayamıyorum ama buna bayılıyorum. Gülümsemek bir suçsa, bana bu suçu azmettiren sensin. Adının geçtiği her yerde ruhuma huzur doluyor, aşkın her haline giriyorsun. Bazen bir şarkı, bazen bir şiirde hayat buluyorsun. Bir tek isteğim var senden, küçük bir borç aslında. Bana tek bir öpücük ver ama merak etme hemen geriye iade edeceğim.

Beni her zaman dünyanın en güzel kadını gibi hissettirdiğin için teşekkür ederim. Bir dahaki sefere sana sımsıkı sarıldığımda, muhtemelen uzun bir süre gitmene izin vermeyeceğim. Seninle güne başlamak mı güzel yoksa seninle yan yana uzanıp yatmak mı karar veremiyorum. Beni böyle seçimler yapmak zorunda bırakmandan çok hoşlanıyorum. Almak zorunda olduğum en zor ama en güzel kararlar bunlar. Herkes sabah kalkıp güne başlamak için kendine bir motivasyon arar. Benim motivasyonum sensin sevgilim. Ve lütfen telefonum sadece senden gelen aramalarla çalsın. Senden sonra bir başkasının konuşmalarını gerçekten çekemiyorum.

Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen.

Yağmurun en güzel tarafı bu: herkes aynı derecede ıslanırken, ağlayanın gözyaşı belli olmuyor!

Aşık gibi sevmezsen kardeş gibi sev beni demiştim; sen de öyle sevdin. Bu aşkın Habil’i ben oldum Kabil’i sen!

Özledim gözlerini, beş dakika uyan az. Çok değil, gözlerinin Kabe’sinde bir namaz.

Ben sadece kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma.

Sevmek zor iş, ne maaşı var ne sigortası, bir ayrılığı var bir de gözyaşı.

Siz hiç yar saçının bir telinden, kendinize gurbet yaptınız mı?

Çocukken hiç oyuncağın olmadı mı senin? Neden bu kadar çok oynuyorsun hayallerimle?

Benden su katılmamış şiirler istiyorsun. Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek, gözlerimden süzüyorum. Göremiyorsun.

Keşke tanımasaydım demiyorum ama keşke tanıdığım gibi kalsaydı dediklerim var.

Dışarıya yağmur. Yüreğime hasret. Fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden bir bilsen.

Sefaletimin nedeni yok’sulluk değil, yoksun’luk.

Vazgeçilmezimdin bilirdim. Yokluğunda sen komasına girerdi bedenim.

Gülmek için mutlu olmayı bekleme, belki de mutluluk gülüşünde saklıdır, sakın gülmekten vazgeçme, senin bir gülüşün için yaşayan vardır.

Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır. Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.

Ben hiç pazarlık etmedim duygularım için, hele de sana ithaf olunanlar için. Yüreğim yettiğince sevdim, yetmeyecekse yaklaşmadım bile.

Senin gülüşün cennetten atılan bir ekmek kırıntısı gibi! Ben ise bir serçe gibi, karın tokluğuna seviyorum seni.

Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirirsen, ilk vazgeçtiği insan sen olursun.

Aşk oda sıcaklığına göre maddenin üç halini de alabilir. Bağırıp küfrederken katıdır, öpüp kokladığınızda sıvıya dönüşürken, kapıyı çarpıp çıktığınızda ise buharlaşır.

Hangi veda cümlesinden bahsediyorsun sevgili? Sen gitmeye yeltendiğin andan itibaren; ben vurdum “hoşçakal”ın sandalyesine tekmeyi.

Herkes birbirine sığınıyor bu devirde. Aşk acıya, acı gözyaşına, ben sana, sen ona. Öyle işte.

Şimdi kelebeğin kanatlarında yazılı adın, dokunsan silinecek; dokunmasan ölecek.

Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, affet senden habersiz aldığım her nefesten…

Havam bozulmaya başladı yine, gözlerim de dolmaya. Sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece. Cemal Süreya

Hasretini söküp atmaya kalksam kendimden; yorgun ellerimle ne kadar uzağa fırlatabilirim ki?

Gittin mi büyük gideceksin! Ayrılık bile gurur duyacak seninle. Can Yücel

Bazen diyorum ki kendime… Ne çok değer vermişim değersizlere.

Ben, istemem öyle, iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.

Sana verebileceğim beyaz sayfalarım yok! Her yanımı seninle karaladım ben.

Nedir bilemiyorum; sana bakınca kendimi görüyorum, sana gelirken kendimden gidiyorum ve senden giderken kendime gelemiyorum.

Sığmadın içime sevgili, bu yürek, bu şehir ve özünü bulduğun şu garip sevda sana dar geldi.

Mutlu olmanı istesem de, bir başkasının senin içini ısıtacağını bilmek. Benim hep içimi üşütücek.

Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde.

Bitti diye ağlamayın, oldu diye gülümseyin.

Yabancı bir şarkı gibiyim, dinleyenim çok anlayanım az.

Belki de konuşuyordur gözlerin. Ama ben gözce bilmiyorum. Sessizce biliyorum. Usulca biliyorum. Masumca biliyorum.

Beynimde cevabı ölüm olan bir soru; aşk yalan ise, yüreğimdeki acı niye gerçek?

Ne diyordu şair; yıkıldı yolunu bekleyen şehir artık gelsen de bir gelmesen de bir!

Bakmayın öyle tabii ki de ağlamıyorum, giden sevgilinin ardından su döküyorum.

Birinin gözyaşlarına sebebiyet vermişsen, oturup sende ağlamalısın, bunun vebalinin yükünü nasıl ödeyeceğine!

Allah yol vermiş, yordam vermiş, iz vermiş. Niye gelmiyorsun?

Kursak diye bir yer var. Heveslerim, hayallerim, sevdiklerim, dostluklarım. Hepsi orada.

Gidişinin hüznü gözlerimde, acısı yüreğimde kaldı. Gel de dindir bu ızdırabı.

Hayatın matematiğinin farklı olduğu hep sonradan anlaşılıyor. Ve anlıyor ki insan; değer vermek yalnızca matematikte işe yarıyor.

Belki de sen aşka aşıktın, ben üstüme alındım.

Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım ama kapatırsan beni sol göğsünün kafesine, sesimi bile çıkarmayacağım.

Ne kazandığını bilmiyorum ama umarım beni kaybettiğine değmiştir.

Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim, Allah belamı versin!

Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana.

Aslında suçum yok inanın bana hakim bey, ben de yakmak istemezdim bu şehri, ama ne yapayım, üşümüş sevdiğimin elleri.

Dört yanı hüzünle çevri yara parçasına ‘aşk’ denilirmiş. Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım.

Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp, derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin.

Bir gün bir köşede sızıp kalırsam, el tanımasa da sen tanır mısın? Sorsalar sana kim bu diye, bakıp yaptığından utanır mısın?

Gel birbirimize hayat olalım. Ayrılırsak hayatını kaybetti desinler.

Benim sevgim kocaman bir okyanus olsa ne fayda. Sen yüzmeyi değil üzmeyi bildikten sonra.

Biliyorsun ben hangi şehirdeysem, yalnızlığın başkenti orası.

Duygular asla eceliyle ölmez, mutlaka bir katili vardır.

Hayat yolunda çıplak ayakla dolaşma hayal kırıklarım ayağına batabilir.

Sen içinden de olsa seni seviyorum de, fazlasında gözüm yok. Kulaklarım çınlasın yeter…

Belki kurduğumuz hayaller biter diye düşlerde bir sen biriktirdim yüreğime.

Ülkenin farklı şehirleriydik. Ben sürgün yeri, sen başkent. İsyan sende başlardı, cezasını çekmek bana kalırdı.

Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, gözlerinin daldığı yerdeyim.

Yum gözünü aç elini. Yüreğim senindir. İster cam kenarına koy, güneş alsın. İster can kenarına koy, hep sende kalsın.

Ve bazen unutmak için uyumak gerekir, rüyaları hesaba katmadan.

Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.

Öyle bir “yar” sev ki evladım; elinde su tasıyla iftarı bekleyen oruçlu gibi seni beklesin. Mevlana

Ateşim sen ol yanması benden, kaderim sen ol çekmesi benden, kurşunum sen ol sıkması benden, Azrail’im sen ol ölmesi benden.

İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi. Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi. Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi!

Öyle sevdim ki seni, kime anlattıysam yerinde olmak istedi.

Senin, çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara bere içinde olsun dizlerim, yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.

Nedir sende ki bu sessizlik, yoksa çok mu koydu bensizlik.

Bu sabah mavi bulutları avucuna mutlulukları gönlüne ve sevgimi usulca kalbine bırakıyorum.

Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında; ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim, yüreğini koy avuçlarıma.

Aynada gördüğüm yüzün, dudağı gam, gözleri hüzün. Ben geceye hapsolmuşum, adı var kendi yok gündüzün.