Yaşar Kemal Sözleri

Bu sayfamızda; Yaşar Kemal Sözleri yer almaktadır. Yaşar Kemal sözlerini bu sayfamızda okuyabilir ve beğendiğiniz sözleri sosyal medyada arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
Bu sayfamızda; Yaşar Kemal Sözleri yer almaktadır. Yaşar Kemal sözlerini sizler için hazırlamaya çalıştık. Yaşar Kemal sözlerini bu sayfamızda okuyabilir ve beğendiğiniz sözleri sosyal medyada arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

YAŞAR KEMAL SÖZLERİ

Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım.

Eğer bir insanda azıcık insanlık varsa yalan söylemez. Dedikodu yapmaz. Dedikoduyla bir insanı vurmak, küçültmek insanlıktan çıkmış, bozulmuş, çürümüş, elinden hiçbir şey gelmeyen, elinden hiçbir şey gelmediğini kabul edecek kadar düşkünlemiş bir insanın karıdır. Bu duruma gelmiş bir insanı karşına almak onun durumuna düşmek olur.

Belki kuşlar çok derin, eski bir içgüdüyle buraya, o zaman kesilmiş olacak olan şu ulu çınarın üstüne, göğüne uğrayacaklar, bir an duraklayıp bir şeyler arayacak, bir şeyleri anımsamaya çalışacak, beton yığını evlerin üstünde küme küme dolaşacak, konacak bir yer bulamayıp bir uzak keder gibi başlarını alıp çekip gidecekler.

Küreselleşme ‘tek tip insan’ yetiştiriyor bugün. Oysa dünya on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur. Bu felaketin önlenmesi için 'demokrasi'den başka çare de yok.

Dünya on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur.

Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır.

Bir dil bulacağız her şeye varan Bir şeyleri anlatabilen Böyle dilsiz, böyle düşmanca, böyle bölük pörçük dolaşmayacağız bu dünyada.

Bir toplum, hoşgörüsü kadar güçlü, sağlam, haklıdır. Zulmü kadar zalim, zayıftır. Irkçılık ise en korkunç hastalıktır.

İnsan, evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar.

Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmayıpta içine gömüldü müydü, sonu felakettir.

Gülümse bitsin karanlık, gülümse karamsarları şaşırt, gülümse güller açsın yüzünde, gülümsemenle yayılsın ışık, dünyayı ısıtmasan da güneş gibi..

O insana güvenmeyen, bu insana güvenmeyen, her insanda bir kötülük gören, insanı insan saymayan insan değil piçtir yavrum.

Demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım.

Kendimi bildim bileli zulüm görenlerle, hakkı yenenlerle, sömürülenlerle, acı çekenlerle, yoksullarla birlikteyim.

Zulmün artsın ki çabuk zeval bulasın. Anadolu da zalimler için böyle derler.

Yalnız duyan yaşar sözü derler ki doğrudur; “Yalnız duyan çeker” derim en doğru söz budur.

Sen aleviyle yakan bir güneş ki şahane. Ben ışığa ulaşmaya çalışan bir pervane.

İnsan, düşleri öldüğü gün ölür.

Çekemeyenlere bakma, fikirler hep ayrı olur. Hiç bir aşkı sözle yıkma, söz yarası ağır olur.

Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır, bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır.

Türküler tıpkı kırk bin yıl su altında kalmış, yıkanmış, cilalanmış çakıl taşı gibidir.

Günün birinde İstanbul’un tarihi yazılırsa, kuş satıcılarından mutlaka bahsedilmesi gerekir, onlar olmadan İstanbul’un tarihi çok yavan olur.

İnsan çürümedikçe, şiir çürümez.

Dünyanın ucunda bir gül açılmış, efil efil esen yele merhaba. Karanlığın sonu bir ulu şafak, sarp kayadan geçen yele merhaba.

Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.

Düşünmek, en küçük anlamda, var olmak demektir.

İnsanoğlu, umutsuzluktan umut yaratandır.

İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, İşte oraya değmemeli.

O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.

Açlıktan ölümü izlemek, acıların en büyüğü.

İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha hiç kimse için acele etmez.


Bizi düşünmeye alıştırmamışlar. Üstelik de düşünmeyelim diye ellerinden geleni yapmışlar. Düşünmeye çalışanları da hep öldürmüşler.