Özdemir Asaf Sözleri

Bu sayfamızda; Özdemir Asaf Sözleri yer almaktadır. Özdemir Asaf sözlerini bu sayfamızda okuyabilir ve beğendiğiniz sözleri sosyal medyada arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
Bu sayfamızda; Özdemir Asaf Sözleri yer almaktadır. Özdemir Asaf sözlerini sizler için hazırlamaya çalıştık. Özdemir Asaf sözlerini bu sayfamızda okuyabilir ve beğendiğiniz sözleri sosyal medyada arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

ÖZDEMİR ASAF SÖZLERİ

Bazen dayanmaktır sevmek; hayat nereden vurursa vursun ayakta durabilmek… Bazen yaşamaktır sevmek; soluksuz ciğer gibi sevgisiz kalbin duracağını bilmek… Bazen ağırdır sevmek; sevdiğine layık olabilmek… Ve bazen hayattır sevmek; birini çok uzaktayken bile, yüreğinde…

Ağlamak unutmak kadar kolaydır inan… Sevin ağlayabiliyorsan. Sevin ağlıyorsan… Gül ağlayabiliyorum diye, gül ağlıyorum ağlıyorum diye sana bir şey yapamam ağlayamıyorsan!

İyi geceler canım derdin. Gecenin iyiliğinden çok, canın olma düşüncesi yeşerir dururdu içimde. Ben yürümeye başlayınca denizlerin üstünde karalarda koşanlar durup bana baktılar. Ben de gittim sığınacağım adaları birer birer batırdım.

Ölebilirim bu genç yaşımda, en güzel şiirlerimi söylemeden götürebilirim. Şimdi kavak yelleri esiyorken başımda, sevgilim, seni bir akşamüstü düşündürebilirim.

Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir. Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir. Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir. Yalnız ben biliyorsam bu aşktır. Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Biri yükseğe çıkmaya görsün. Herkes de bir analık duygusu belirir. Çok çıkma, düşersin dercesine bakarlar. Bunu acınma sanarak inmiş çok kimseler vardır.

Bir anda her şeyden vazgeçip gitmek kolaydır nasılsa; ama marifet değil. Aşk gitmekten vazgeçip sevmektir aslında.

Yanına kadar koştuktan sonra bir adım daha atamayacaksan eğer, oraya kadar sakın koşma. Sana değil bekleyene yazık olur.

Konuşmak susmanın kokusudur. Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma. Yalan korkaklığın tortusudur. Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

Seni büyük buldum, anladım, seni güzel buldum, korudum, seni küçük buldum, uyardım, seni yakın buldum, uyudum, biri yanlış idi, unuttum.

Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi. Öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o ama bozmadım.

Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim ve kendimle vuruştum.

Seni bulmaktan önce aramak isterim. Seni sevmekten önce anlamak isterim. Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep yeniden başlamak isterim.

Yanına kadar koştuktan sonra, Bir adım daha atamayacaksan eğer; oraya kadar sakın koşma. Sana değil, bekleyene yazık olur.

Tutkuların evinde savaş kırıkları var; kül olmuş bir bütünün yonga yanıkları var. Eski özlemlilerin yeni bahçelerinde, anı kuyularının suskun çığlıkları var.

Yaşamak, ilkin sevgi ile sevmek ile başlar, doğumla, doğmakla değil.. Yaşam da sevgisizlikle biter, ölümle, ölmekle değil…

Ne an yaklaştımsa ittiniz ve ne zaman geldimse gittiniz. Siz hep büyük ve önce idiniz gerçekten öyle oldu önce siz bittiniz.

Son isteğin nedir? Sorusu çok çok kolaydır, ilk isteğin nedir? Sorusundan. Çünkü o soruyu kimse kimseye soramadı, korkusundan.

Beni benden çıkardınız beni benden aldınız. Göz görmeye görmeye bir uzağa bıraktınız. Kendime dönmeye artık çok geç.

Küçükken hayvanlarla konuşabilsem ne ilginç olurdu diye düşünürdüm. Meğer yıllardır iletişim kurabildiğim bir sürü hayvan varmış.

Mutluluğun gözü kördür, yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, öbürü uykusunda bile bağırır.

Önce büyük büyük düşündüm sonra büyük büyük yaşadım ne varsa onlar aldı şimdi bana küçük bir ölüm kaldı.

Bir kadının alnı dudaklarından daha değerlidir. Çünkü dudaklarından dökülecek olan “seni seviyorum” sözü, önceden alnına yazılmıştır.

Sırtımızı yaslayıp uyuduğumuz taşları mı atacaklar kafamıza; taş kalpleri taç yaptık diye başımıza.

Unutsun beni demişsin, bu bana imkânsız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.

Sana bir şiirler olmuş sevgilim. Yüzün gözün söz içinde. Hangi imla kitabına baksam, “ben” den ayrı yazılıyorsun.

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç. Başka şehirleri özleyelim orada seninle. Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar ikimize yetmez.

Kendini bir şeye bölmesini bil, bilmezsen, bir şeyi bilmesini bil, onu da bilmezsen, anlatıyorum, olan oluvermez, ölmesini bil…

Kaçmak istedikçe sana yakalanıyorum. Söndürmek istedikçe sana yanıyorum. Yenildim işte! Yine de seviyorum.

Dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor. Yarısı sen oluyorsun, yarısı ben. Sonra ikimiz bir bütün oluyoruz, kimseye sezdirmeden.

Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu… Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum.

Bekle dedi gitti; ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. Bu yılan doğadaki yılandır, toplumdaki değil. Yanlış anlaşılıyor.

Ne zaman nereye gitmedimse, hiç kimseyi de incitmesem de, konular birikti kendiliğinden; ben ne kadar biriktirmesem de.

Ne cenneti merak ediyorum, ne de cehennemi; Çünkü ben annemi gülerken de gördüm, ağlarken de…

İnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri, yoksa insan büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri?

Kadınları sevmek bir kadına haksızlık etmek demektir. Bir kadını sevmek kadınlara haksızlık etmek demektir.

İmkânsızları yaşamak mıdır sevmek, yoksa severken imkânsız mıdır yaşayabilmek?

Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben. Bir yere gidiyorum, delicesine. Aklımda sen…

Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş, sersem. Beni seni beklerken ölmem ki. Beklersem…

İnsanlar gelmeleriyle boşluk dolduranları severler, gitmeleriyle boşluk yaratanlara aşık olurlar.

İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince şair olurmuş.

İnsanı bedenen ameliyat etmek için bayıltmak gerekir, ruhen ameliyat etmek içinse ayıltmak.

Gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu! Gelmemen büyük yalnızlığımı doldurdu.

Adının üstüne anılar koyma sen mezar değilsin. Anılar adının ardından gelsin sen duvar değilsin.

Gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu! Gelmemen büyük yalnızlığımı doldurdu.

Düşümde aşk ile karşılaştım. İnsanı arıyordu. Uyandım, insan ile karşılaştım. Aşkı arıyordu.

Dost gerçekleri… Düşman işine geleni… Deli ağzına geleni… Aşık içinden geçeni söylermiş.

Benimle ömür geçer mi ki dedim. Senle geçirmeye ömür yeter mi? Dedi. İşte bu bana bir ömür yetti.

İnsansız adalet olmaz… Adaletsiz insan olur mu? Olur, olmaz olur mu? Ama olmaz olsun.

Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır. Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır.

Dün yağmur yağacaktı, gün döndü yarın yağdı, bugün dindi… Ağlayacaktı, kim anlayacaktı…

“Geleceğim bekle” dedi. Ben beklemedim. O da gelmedi. Ölüm gibi bir şeydi. Ama kimse ölmedi.

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Artık benim mutluluk denen bir kavramım olmayacak. Daha mutsuz olmamak için.

Benim en sevdiğim söz, senden duyduğum bendir.

Kendi bahçesinde dal olamayanın biri, girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.

Sil ağzının kenarını, yine gülüşünden cennet akıyor.

Benim sevdam ulu çam gibidir. Ne güzde yaprak döker, nede kışta boyun büker.

Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor.

Gelmen bir iyiliktir diyecektim. Kapıyı hep başkaları açtı.

Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor.

Gelmen bir iyiliktir diyecektim. Kapıyı hep başkaları açtı.

İki seçeneğin var; ya kal, ya gitme!

Mutlu edemeyeceksen meşgul de etmeyeceksin.

Bir sevgiyi anlamak, bir yaşam harcamaktır. Harcayacaksın!

Tek kişilik miydi ki bu şehir, sen gidince bomboş kaldı.

Beni bundan böyle beklese beklese hüzün bekler çağırsa çağırsa hüzün.

Sen bana bakma ben senin baktığın yerde olurum.

Sakladığın kendini böldün iki yarıma; iki kez yaralandın bir yarım yara için.

Oysa ne çok ağladım ben tek damla yaş dökmeden.

Gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi?

Çok ayrılık içtim ben, kalbim güzel hani…

Ben ölseydim, o belki ağlardı. Ama o ağlasaydı; ben ölürdüm.

Bir gün benden şikâyet ettiğin ne varsa, özleyeceksin!

Herkes fazlasıyla sevmiş, ben eksikleriyle de sevdim oysa.

Yalnızlık paylaşılmaz paylaşılsaydı yalnızlık olmazdı.

Sus be yüreğim, bende biliyorum özlediğimi; susta bilmesin özlendiğini.

Makyajı akıyor farkının; herkesleşiyorsun…

Bekle deseydin, gelmeyeceğini bilsem bile beklerdim.

Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek.

Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?

Kendine gel! Seni orada bekliyorum.

Bir kelimeye bin anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim.

Beni yokluğunla savaştırma, kaybederim!

Beni öyle bir yalana inandır ki, ömrümce sürsün doğruluğu…

Boşuna yorulma gönül, sadece sevmek yetmiyor.

Ben gülüşüne öldüm, o ölüşüme güldü. Farklıydık işte…

Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım.

Ne para istiyorum ne de pul. Tek bir istediğim var, o da yalansız bir kul.

Ağzında yalan varken konuşma!

Tek kişilik miydi ki bu şehir? Sen gidince bomboş kaldı.

Seni, sensiz de sevebiliyorum.

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.


İnsanlar gelmeleriyle boşluk dolduranları severler, gitmeleriyle boşluk yaratanlara aşık olurlar. Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim ve kendimle vuruştum.