Anlamlı İngilizce güzel sözler ve anlamları

Anlamlı İngilizce sözler ve anlamları (1-10)
1. Silence is the most powerful scream. (Sessizlik en güçlü çığlıktır.)



2. If you want to shine like the sun, first burn like the sun. (Eğer güneş gibi parlamak istiyorsan önce güneş gibi yan.)



3. You will win if you don’t quit. (Eğer bırakmazsan kazanırsın.)



4. Everything you can imagine is real. (Hayal edebileceğin her şey gerçektir.)



5. Live together, die alone. (Birlikte yaşa, yalnız öl.)



6. Don’t criticize what you can’t understand. (Anlayamadığın şeyi eleştirme.)



7. To the world you may be one person, but to one person you may be the world. (Dünya için bir kişi olabilirsin fakat bir kişi için de dünya sen olabilirsin.)



8. Pardon others often, thyself never. (Başkalarını sık sık affet ama kendini asla.)



9. I could either watch it happen or be a part of it. (Ya gerçekleşmesini izlerim ya da bunun bir parçası olurum.)



10. You only live once, but if you do it right, once is enough. (Bir kez yaşarsın, ama eğer doğru yaparsan, bir kere de yeterlidir.)



Anlamlı İngilizce sözler ve anlamları (11-20)
11. If you’re absent during my struggle, don’t expect to be present during my success. (Eğer mücadelem süresince yanımda yoksan, başarım sırasında yanımda olmayı bekleme.)



12. Love the life you live. Live the life you love. (Yaşadığın hayatı sev. Sevdiğin hayatı yaşa.)



13. I need a six month vacation twice a year. (Yılda iki kez altı aylık bir tatile ihtiyacım var.)



14. I’m not perfect, but I’m loyal. (Mükemmel değilim fakat sadığım.)



15. It’s not over until you win. (Sen kazanana kadar bitmeyecek.)



16. Don’t try to be different. Just be good. To be good is different enough. (Farklı olmaya çalışma. Sadece iyi ol. İyi olmak yeterince farklıdır.)



17. Go big, or go home. (Büyük oyna ya da evine git.)



18. Do it today, or regret it tomorrow. (Bugün yap ya da yarın pişman ol.)



19. You never know how strong you are, until being strong is your only choice. (Güçlü olmak tek seçeneğiniz olana kadar, ne kadar güçlü olduğunuzu asla bilemezsiniz.)



20. Get busy living, or get busy dying. (Ya yaşamakla uğraşacaksın ya da ölmekle.)



Anlamlı İngilizce sözler ve anlamları (21-30)
21. The secret of happiness is freedom, the secret of freedom is courage. (Mutluluğun sırrı özgürlüktür, özgürlüğün sırrı cesarettir.)



22. Everything that kills me makes me feel alive. (Beni öldüren her şey yaşadığımı hissettiriyor.)



23. The present is theirs; the future, for which I really worked, is mine. (Bugün onlarındır; uğrunda gerçekten çalıştığım gelecek, benimdir.)



24. A woman either loves or hates; she knows no medium. (Bir kadın ya sever ya da nefret eder; ortasını bilmez.)



25. Sometimes you have to travel a long way to find what is near. (Bazen yakın olanı bulmak için uzun bir yolculuk yapmanız gerekir.)



26. A dream you dream alone is only a dream. A dream you dream together is reality. (Tek başına gördüğün bir rüya sadece bir rüyadır. Birlikte gördüğün bir rüya gerçektir.)



27. It’s hard to beat a person who never gives up. (Asla pes etmeyen bir insanı yenmek zordur.)



28. Life shrinks or expands in proportion to one’s courage. (Hayat birinin cesaretine orantılı olarak küçülür veya genişler.)



29. I ask not for a lighter burden, but for broader shoulders. (Daha hafif yük istemem fakat daha geniş omuzlar isterim.)



Anlamlı İngilizce sözler ve anlamları (31-40)
30. If it is important to you, you will find a way. If not, you’ll find an excuse. (Eğer senin için önemliyse bir yolunu bulursun. Eğer değilse bir bahane bulursun.)



31. Life is like riding a bicycle. To keep your balance, you must keep moving. (Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengeni korumak için ilerlemeye devam etmelisin.)



32. It’s the possibility of having a dream come true that makes life interesting. (Hayatı ilginç kılan bir hayalin gerçekleşme ihtimalidir.)



33. The greatest pleasure in life is doing what other people say you cannot do. (Hayattaki en büyük zevk, insanların yapamazsın dedikleri şeyleri yapmaktır.)



34. If everything seems under control, you’re not going fast enough. (Eğer her şey kontrol altında görünüyorsa, yeterince hızlı gitmiyorsun demektir.)



35. If you have no critics you’ll likely have no success. (Eğer sana hiç eleştiri yoksa, muhtemelen hiç başarın da olmayacaktır.)



36. Success is getting what you want. Happiness is wanting what you get. (Başarı istediğini elde etmektir. Mutluluk elde ettiğini istemektir.)



37. The best way to predict your future is to create it. (Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.)



38. If you think you are too small to make a difference, try sleeping with a mosquito. (Bir fark yaratmak için çok küçük olduğunu düşünüyorsan, bir sivrisinek ile uyumayı dene.)



39. If people are not laughing at your goals, your goals are too small. (Eğer insanlar hedeflerine gülmüyorlarsa hedeflerin çok küçüktür.)



40. Hurt me with a truth, don’t comfort me with a lie. (Beni bir hakikat ile incit, bir yalanla avutma.)