Öğrenci Sözleri

Dün annemin yanına gittim oturdum. Ne oldu bilgisayarın mı bozuldu dedi. İyi kadın ya halden anlıyo.
Lisede çirkin olan kızın üniversitede güzelleşmesi kızlar için kıskançlık, eski sevgili için pişmanlık sebebidir.
Geçen gün yaş problemi çözeyim dedim; çocuk dedesinden 7 yaş büyük çıktı.
Işıktan daha hızlı geçen bir şey var. Adı da “Hafta sonu”.
Lan o değil de evdeyken öyle şeyler yaptırıyorlar ki insan okulu bile özlüyor bazen.
1 kadın bir çocuğu 9 ayda doğuruyorsa, 9 kadın 1 çocuğu 1 ayda doğurur. Ters orantının sıçtığı nokta.
-Allah’ım şükürler olsun verdiğin Nimetlere, Didemlere, Çiğdemlere, Gizemlere, Mervelere…
-Okulda hangi yabancı dili görüyorsunuz? +İngilizce ve matematik.
+ Anne sınavdan 90 aldım.- Komşunun çocuğu 100 almış.+ Anne komşunun çocuğu, annesinden 200 tl harçlık almış.- Elalem bizi ilgilendirmez yavrum.
İnsanların %80'i matematikten anlamıyormuş. Neyse ki ben o %45'lik kısımdayım.
+ Baba seni çok seviyorum.-Yine  kaç lira istiyorsun lan?
Matematik 2.yazılımdan 80 alsam hoca sözlüme 100 verse insanlar el ele tutuşsa hayat bayram olsa.
Bende bilirdim takdir, teşekkür almayı. Maksat ağaçlar kesilmesin.
- Hocam, Ece’nin başı ağrıyor 25 kişi tuvalete götürebilir miyiz ?+ Tabi kızım.
- Hocam, Ali’nin top oynarken bacağı kırıldı hastaneye götürücem.+ Kendi gider sen otur.
Okula gitmek istemiyom ama evde de sıkılıyom. İnsanlardan darlanıyom ama yalnız da bunalıyom. Hobim falan da yok. YA BEN OLMAMIŞIM LAN.
Bazı kızlara “delikanlı kızsın” falan demeyin abi. Sonra gaza gelip sakal, bıyık bırakıyorlar.
Bir insan okuldan nefret ettiği halde nasıl üniversite hayali kurar ki.  İşte biz Türkler.
Parasını verip dershaneye yazılıyorduk hoca gelmeyince de seviniyorduk. Zengin miydik, geri zekalı mıydık? anlamadım.
Öğretmen ”indirin parmakları listeden kaldıracağım” dediğinde oluşan o gerilim trafoda yok.
Vize haftası demek; az samimi olduğunuz sınıf arkadaşınızdan bile ‘kardeşim merhaba’ lafını duymak demektir. Notlarımı isteyecek çakaall.
Dünya’nın en güzel cümlesi ‘seni seviyorum.’ falan değildir. Annenin sabah, ‘bugün yorgunsan yat uyu, okula gitme.’ cümlesidir. Ama yok öyle bir dünya.
Bugün disipline benimle birlikte gelecek, ateşli saatler yaşayacak arkadaşlar arıyorum.
+Bana bakıp saatlerce durabilir misin?-Neden sen matematik testi misin?
Öğretmen ‘Ödevin nerede?’ diye sorunca ödevin orda olmadığını bile bile çantasını karıştırıp, bir mucize bekleyen öğrencileriz biz.
İlkokulda nöbetçi öğrenci diye bir şey vardı. Bunlar işlerini çok ciddiye alırlardı, sanırsın Topkapı Sarayını koruyorlar.
Her yıl düzenli olarak kullandığım cümle “Geçen yıl çok salakmışım”.
E-okul fotoğrafını göster; seviyorum diyorsa senindir, sevmiyorum diyorsa da haklıdır. Şimdi yalana gerek yok.
Benden küçük birinin derslerine yardım ederken, soruları şakır şakır çözdüğümde kendimi dahi zannettiğim doğrudur.
1 işçi bir binayı 38500 saniyede yapıyorsa, 38500 işçi 1 binayı 1 saniyede nah yapar. Nerde kaldı orantı? Matematik bitmiştir benim için.
Ben o karneyi almak istemiyorum, okula hediyem olsun. Hatta bana karne basmasınlar ağaçlar kesilmesin benim için, tohumlar fidana fidanlar ağaca anlayabiliyor musunuz?
Okulun son haftasında okula giden insan; ya arkadaşlarıyla anlaşmıştır, ya okulda sevdiği biri vardır ya da mallığına gidiyordur.
Sınav esnasında yanınızda ki arkadaş kağıdı ful doldurmuşsa ve siz ona “az yardım et” derseniz o size şunu der; Sallıyorum olum.
Okul nasıl? Dersler, karne nasıl? Diye sıralayan büyüklerimize; Kalbin nasıl? Şeker, tansiyon ne durumda? Ya kolesterol?
Yurtta kalan 2 arkadaştan biri dışarı çıkınca diğeri ona ‘ bana yurtdışından çikolata getir ehe mehe ‘ diye espri yapıyor mudur?
Şirket: Sınav öncesi kurulup, sınavdan sonra dağılan ortaklık.
İki öğrenci bir olunca, dersler teneffüs olur.
Disipline beraber gittiğin sınıf arkadaşın, hayat arkadaşındır.
Şu cuma akşamının güzelliğine bakar mısınız? Tavan bir ayrı bakıyor, duvarlar bir başka samimi, halının desenlerini daha anlatmadım bile.
Kızlar iddialı erkeklerden hoşlanır dediler diye bir haftadır elimde iddaa kuponu ile dolaşıyorum. Hiç bir ilerleme yok.
En yakın arkadaşımın ismini telefon rehberine ”yalv” diye kaydettim. Aradığın da ”yalv’arıyor” yazıyor. Yine aştım kendimi.
Sınav notlarımın yükseklik korkusu var kesin.
Bugünün dersini yarına bırakma.
Esnaf: Kendi halinde öğrenci.
Keskin sirke küpe, uslu öğrenci sınıfına zarardır.
Ceza-i şart: Yıllık ödev.
Çalışkanın pekiyisi, tembelin çenesini yorar.
Bu yazılıda kopya çeksek temi sıfır alsak, kopya çekmesek temi sıfır alsak.
Sınava kopyasız girmek savaşa silahsız girmeye benzer.
Öğrenciyi altın sıraya oturtmuşlar ille de teneffüs demiş.
Ben sanki zayıf almak için doğmuşum.
Çalışkanın pekiyisi tembelin çenesini yorar.
Görmemişin yıldızlı pekiyisi olmuş, çekip yıldızını koparmış.
Kulak küçüktür ama öğretmenin ağzını sulandırır.
Bu dersten kaldık öteki gelsin.
Madem geldin dünyaya, çalış fizik, kimyaya
Kitabın yenisi, hocanın eskisi makuldür.
Akşam çalışırım – neyse sabah erken kalkıp çalışırım – neyse serviste çalışırım – neyse ilk ders çalışırım – neyse kopya çekerim.
Kopya bir sanattır ama bizim öğretmen sanattan anlamıyor.
Matematikten 5 aldım acaba hoca 95 puanı nerden kırdı?
Öğretmene ödevi hatırlatan öğrenci bizden değildir.
Ak akçe kantin içindir.
Yazılıdan kaçan sözlüye tutulur
Cimri: Arkadaşından bir sorunun cevabını esirgeyen öğrenci.
Yazılı: Hayatımızı alt üst eden kara yazı.
Bilmemek ayıp değil, yeter ki çaktırma.
Kopya: Denizdeki yılan.
Tatlı söz öğretmeni yazılıdan caydırır.
Öğrenci öğrenciye baka baka 5 alır.
Borç yiğidin, cetvel öğretmenin kamçısıdır.
Üzüm üzüme, öğrenci karneye baka baka morarır.
Öğrenci yapamadığı yazılıya zor der.
Kopya veren arkadaştan kola esirgenmez.
Seni ben notların için değil, bana verdiğin kopyalar için sevdim gülüm.
Kulak küçüktür ama öğretmenin ağzını sulandırır.
Dram: Beceri sınavından çıkan öğrencinin hali.
Öğrenci avcısı: Nöbetçi öğretmen
Hayatta kalırsam senin için, okulda kalırsam bu hoca yüzünden kalıcam.
Biraz şen, biraz deliyim, hoşgörün ben liseliyim.
İpotek: Öğretmenlerin kopya materyallerine el koymaları.
Aşk ağlatır, sınav sövdürür, matematikçi inletir.
Hoca hocaya baka baka notları düşürür.
Öğrenci: Okulumuzun vazgeçilmez incisi
Her öğrencinin kalbinde bir beş yatar.
İthalat: Kopya almak.
Görünen kopya kılavuz istemez.
Denize düşen yılana, sınava giren kopyaya sarılır.
Hocaya yalakalık yaparsan beş, yapmazsan keleş alırsın.
Hocanın vurduğu yerde gül biter, disiplin üzerinizden geçer.
Kar zarar cetveli: Karne
Bana kopya verenin kırk yıl kölesi olurum.
Parmağını notuna göre kaldır.
Yazılıda bilmemek değil, sormamak ayıptır.
Kopya çekemeyen burnunu çeker.
Ummadığın hoca beş verir.
Benim aşkın için verdiğim savaş, tarih derslerindeki savaşlarla kıyaslanamaz aşkım.
Sınavları düşünüyorum kitaplarım kapalı.
Çek kopyanın hasını, çekme eylülün yasını.
Bana hocanı söyle, sana kaç üzerinden not verdiğini söyliyim.
Sensiz kalacağıma devamsızlıktan kalırım daha iyi.
İyi arkadaş yazılıda belli olur.
Okulda 3 şeyi seviyorum sen, iyi notlar ve okuldan kaçmaları.
Sakla samanı gelir zamanı, mayıs’ ta okul kırmanın tam zamanı.
Bana notunu şöyle sana harçlığını söyleyeyim.
Sınıfta kalan çocuğa kantini versen bile durmaz.