Nevşehir Kapadokya

Kapadokya nerededir?

Kapadokya Türkiye’nin tam ortasında, Nevşehir ili merkezde olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerinin bazı bölümlerini de içine alan bölgededir.

Peri Bacaları

Peri Bacaları Kapadokya bölgesinde bulunan doğal yapılara verilen isimdir. Peri bacaları Kapadokya çevresinde bulunan yanardağlardan püsküren lavların milyonlarca yıl boyunca akarsuların ve rüzgarın aşındırması ile şekillenmişlerdir.

Kapadokyanın Tarihi

Kapadokya, (Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler’in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hırıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları’nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biridir.

MÖ XII. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar MÖ VI. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına geliyor. MÖ 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya’da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. MÖ III. yy. sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. MÖ I. yy ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. MS 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma’nın bir eyaleti olur.

Kapadokya MS III. yy’da Kapadokya’ya Hıristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.

IV. yy, daha sonra “Kapadokya’nın Babaları” olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon’un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.

Yine bu dönemlerde, Anadolu’nun Ermenistan’dan Kapadokya’ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya’yı terkettiler.

Peri bacaları Nasıl Oluşmuştur?

60 milyon yıl önce 3. Jeolojik devirde Toroslar yükseldi. Kuzeydeki Anadolu Platosu’nun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes, Hasandağı ve ikisinin arasında kalan Göllüdağ, bölgeye lavlar püskürttü. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakasıyla örtüldü. Bazalt çatlayıp parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgârlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı: “Peri bacası”.

Bundan milyonlarca yıl önce Kapadokya bölgesi bir iç denizmiş. Bölgenin güneyinde yapılan arkeolojik kazılarda ilkel deniz canlılarına ait fosillerin bulunması bu tezi doğrular. Yerkabuğunun hareketlenmesi ile birlikte dünyamızın merkezindeki magma tabakasında bulunan sıcak lav, yerkabuğunda oluşan derin çatlaklardan çıkış yolları bularak Erciyes, Hasan Dağı ve Güllüdağ yanardağlarından yeryüzüne püskürmeye başlar. Bu volkanik hareketlilikle birlikte denizi kurumuş ve denizin bulunduğu yerdeki çukur bölge lav ile dolmaya başlamış. Peri bacalarının oluşmasındaki en birinci etken lavların çukur bir bölgede birikmiş olmasıdır. Yoksa her lav püsküren yerde Peri bacası oluşmaz.


Milyonlarca yıl boyunca lav püskürmesi, püsküren lavın soğuyarak sertleşmesi sonra bu sertleşen katmanın üzerine tekrar lav püskürmesi şeklinde devam eden bu döngü yanardağlar sönerek faaliyetlerini durdurana kadar devam ediyor. Yani bu lav tabakaları tek seferde değil birçok defa lav püskürmesi ve soğuması neticesinde oluşuyor. İkinci bilmemiz gereken nokta da bugün peri bacası oluşumu olarak gördüğümüz kayaç yapılarının dünyanın merkezinden gelen sıcak ve akışkan lavların sertleşmesi ile oluşmuş olmasıdır. Her ne kadar sertleşmiş olsa da aslında basit bir tornavida ile oyulabilecek kadar da yumuşaktır.


Yanardağlar söndükten sonra devreye akarsular giriyor. Sertleşmiş lavın üzerinden akan akarsular kayayı aşındırarak yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz gibi derin vadiler oluşmasına neden oluyor. Bu derin vadilerin yamaç kısımları değişik yönlerden esen rüzgarın aşındırması nedeniyle dalgalı bir görünüm kazanıyor. Bu yapı peribacası oluşumunun birinci evresidir. Rüzgarın aşındırması devam ettikçe bazı bölümler ana parçadan ayrılarak bildiğimiz Peribacası görünümüne kavuşurlar.

Şapkası olan peribacaları nasıl oluştuşmuştur ?

Bu şekil üst katmanı daha sert ve ağır, alt katmanı daha yumuşak ve hafif lav katmanlarının bulunduğu bölgelerde gözlemleniyor. Şapka kısmında bulunan ağır katman aşağı doğru baskı yaparak alttaki hafif katmanın sertleşmesine neden olduğu için kayanın altında kalan kısım rüzgar aşındırmasına daha dirençli oluyor. Rüzgarın gücü büyük kaya parçalarının aşınarak yokolmasına neden oluyor ama taşın ağırlığı ile sertleşen bölüm yokolmadığı için yukarıda gördüğünüz şekil oluşuyor.

Kapadokya Hakkında Bilgiler

Kapadokya Bölge günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ- Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir.Kayalara oyulmuş geleneksek Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler ondokuzuncu yüzyılda yamaçlara ya kayaların ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir. Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür. Kapadokya’yı eskiden ev olarak kullanıyorlardı.Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor. Bunlar tarihi eser olarak koruma altına alınıyor. Kapadokya görülmeye değer korunmaya alınmıştır.


Kapadokya farklılıklar keşfetmek isteyenler için bir yeryüzü cennetidir. Peri bacaları ile süslenen vadiler içinde gezintiler yaparken daha önce hiç gidilmemiş yerler keşfedebilir veya fotoğrafçılığa meraklı iseniz daha önce hiç çekilmemiş kareler çekebilirsiniz. Geziler süresince merak duygusu giderek öyle bir seviyeye gelir ki Kapadokya gezisi basit bir gezinti havasından çıkıp bir serüvene dönüşür.

Defalarca gitmiş olsanız bile her gidişinizde Kapadokya size bir süpriz yapar. Peri bacaları bazen karlar altında bazen de çiçeklerle bezeli olarak karşınıza çıkar. Eğer kar tutkunuz normalden biraz daha fazla ise hemen 45 dk. uzaklıktaki Erciyes ve orada bulunan kayak merkezi sizi bu tutkunuzla en güzel şekilde buluşturur.

Kimi zaman peri bacaları düşünmediğiniz şekillerde karşınıza çıkar. Peri bacaları renklidir. Bu renklere sahip vadilerde özellikle gün batımını izlemek benzersiz bir renk senfonisine şahit olmaktır. Geniş Kapadokya coğrafyasında gezerken vadinin yapısına göre değişik renklere ve şekillere sahip peri bacaları görebilmek mümkün. En güzelleri nerededir diye sorsanız bunun tek bir cevabı yoktur. Örneğin bu sayfadaki fotoğrafların her biri bambaşka yerlerde çekilmiştir.

İşte bu doğal mucize on bin yıl boyunca en ilkelinden en modernine tüm insan topluluklarını cezbetmiş ve bölge Anadolu tarihi açısından hep önemli rol oynamış. Peri bacaları kolaylıkla işlenebilen kayaç yapısı nedeniyle kimi zaman bir bölgeyi koruyan bir kale, kimi zaman insanların yaşadığı bir ev, kimi zaman hastaların iyileştirildiği bir ocak, kimi zaman da dua edilen mekanlar olarak karşınıza çıkar. İşte Kapadokya bölgesinde bulunan peri bacalarının gizemi de bu noktada başlar.

Peri bacalarından imal edilmiş evlerle kurulu bu köyde gezerken kendinizi mistik bir film platosunda veya tarih öncesi bir devirde hissedebilirsiniz. Zaman zaman duyacaksınız. Bilmem nerede peri bacaları varmış hem de Kapadokya’dan bile daha güzelmiş. İşte buna katılmam çünkü dünyanın çeşitli yerlerinde Kapadokya’ya benzer yerler olsa da insanların yüzyıllarca peri bacalarının içinde yaşadıkları bir başka yer yok.

Hep merak ederim neden peri bacası ismi kullanılmış diye. Bugün sözlükten “baca” kelimesinin anlamına baktığımda bildiğimiz anlamının dışında bir de halk dilinde küçük pencere anlamına geldiğini öğrendim. Bu konuda iddalı değilim ama insanlar peri bacalarına oyulmuş delikleri perilerin yaptığını düşünerek “perilerin yaptığı pencereler” anlamında peri bacası kelimesini kullanmış olabilir. Neden periler? İşte bunu anlamak için Kapadokya’ya gelmeniz lazım. Perilere inanmasanız da bir peri masalı içinde olabileceğinizi düşüneceksiniz…


Kapadokya Turu

Genellikle Kapadokya Turları kalabalık otobüs grupları düşünülerek yapılır. Aslında mesafeler birbirine çok yakın olduğu için hemen her yerde bulunabilecek bir bölge haritası ile kolayca gezilebilir. Hatta turlardan bağımsız olarak kendi aracıyla gelenlerin çok daha fazla yer gezebildiklerini söyleyebilirim.


Kapadokya’ya Nasıl Gidilir ?

Türkiyedeki tüm popüler turizm bölgeleri gibi Kapadokya bölgesine ulaşım çok kolaydır. Dünyanın her yerinden Kapadokya’ya gelinebildiği gibi Kapadokya bölgesinden de dünyanın her yerine bilet bulabilmek mümkündür. Bu yazımda Türkiye içi ulaşım bilgilerini vereceğim.


Havayolu İle Kapadokya’ya nasıl gidilir?

Kapadokya ya gelmenin en kolay yolu İstanbuldan uçak ile gelmektir. Türk Hava Yolları’nın her gün İstanbul-Nevşehir arasında karşılıklı uçak seferleri bulunmaktadır. Tuzköy Havaalanı Nevşehir merkezine 30 km uzaklıktadır. Nevşehirde yerleşim yerleri birbirlerine çok yakın olduğu için ortalama 20 dakikalık yolculuk ile dilediğiniz bölgeye ulaşabilmeniz mümkündür. Bilet fiyatları 60-200 TL arasında değişiyor. Biletinizi ne kadar erken alırsanız o kadar ucuz olacaktır. Erken davranmanız yer bulma açısından da önemli çünkü ocak ve şubat ayları haricinde diğer aylarda biletler birkaç gün öncesinden tükeniyor.

İkinci uçuş alternatifiniz ise Kayseri Havaalanı. Türk Hava Yolları gibi Onur Air, Pegasus ve SunExpress havayolu şirketlerinin de Kayseri Havaalanı’na uçuşları bulunmaktadır. Kayseri Havaalanı ise Nevşehir merkeze 100 km kadar uzaklıkta. Yol düzgün olduğu için yaklaşık 45 dakida içersinde bölgeye gelmek mümkün. Bölgedeki birçok otel müşterilerine havayolu taşıma hizmetleri vermektedir. Bu konuda kalacağınız otelden önceden bilgi almanız faydalı olabilir.

Özel araç ile Kapadokya’ya nasıl gidilir?


Eğer çok acelem yoksa benim favorim araba ile gelmektir. Aracınızla gelirseniz Kapadaokya’da gezmek için çok büyük avantaja sahip olacaksınız. Gerçi günlük çok makul fiyatlara araba veya jeep kiralayabilmeniz mümkün ama gidiş ve dönüş yolunda uğrayabileceğiniz bazı güzel yerlerden de mahrum olabilirsiniz. Yol İstanbul’dan Ankara’ya kadar otoban, Ankara’dan Kapadokya’ya kadar da kesintisiz çift yol. Ankara-Kapadokya arasında iki yol alternatifi var. Birisi Konya yolundan Gölbaşı-Koçhisar-Aksaray-Nevşehir rotası. Diğeri ise Samsun yolundan Kırıkkale-Kırşehir-Nevşehir rotası. Aksaray yolu ağır vasıtalar nedeniyle kalabalık ve yolda çeşitli bozukluklar olabilir. Kırşehir yolu ise hem 30 km kadar kısa hem de çok daha sakin ve çok daha düzgün bir yol. Aslında ben gelişte Kırşehir dönüşte de Aksaray yolu’nu tavsiye ederim. Kırşehir yolu üzerinde Hacı Bektaşi Veli’nin türbesine uğrayabilirsiniz. Aksaray yolu üzerinde de çeşitli kervansaraylar, Ihlara ve Tuz Gölü bulunuyor. Ankara- Kapadokya arası 270 km yani ortalama 3 saat sürüyor.

Otobüs İle Kapadokya’ya nasıl gidilir?

Eğer ucuz uçak bileti alamadıysanız otobüs yolculuğu en ekonomik ikinci tercih olacaktır. Büyük şehirlerin yanı sıra Bodrum, Kuşadası, Fethiye gibi popüler turizm merkezlerine de karşılıklı otobüs seferleri düzenlenmektedir. Kapadokya bölgesine Metro Turizm, Nevşehir Seyahat ve Öncü Göreme Turizm otobüs firmaları hizmet vermektedir. Ankara – Nevşehir arası otobüs ile 3.5 saat kadar sürmektedir. Yolculuk hoş bir Tuzgölü manzarası eşliğinde Aksaray üzerinden yapılıyor ve Konya Kulu Makası mevkiinde bulunan dinlenme tesislerinde yarım saatlik mola veriliyor.

Tren ile Kapadokya’ya nasıl gidilir?

Bu yolculuk alternatifleri macera duygularınızı yeterince tatmin etmemiş olabilir. Peki Ankara veya İstanbul’dan Kayseri’ye nostaljik bir tren yolculuğu yapmaya ne dersiniz? Tren ile Kayseri’ye vardıktan sonra kolayca Kayseri Otobüs terminaline gidebilir ve her saat Kapadokya’nın her yerine araç bulabilirsiniz. Kayseriden otobüs yolculuğu geleceğiniz yere göre 45-60 dakika kadar sürmektedir. Geniş bilgi için Devlet Demir Yolları’nın sitesini ziyaret edebilirsiniz.



::::: KAPADOKYA GEZİ BÖLGELERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER :::::


Çavuşin

Göreme’den Avanos’a giderken 3 km. sonra sağda bulunan Çavuşin Köyü’nde , yakın zamanlara kadar kullanılmış olan ve yarısı kayadan oyma, yarısı kesme taşlarla yapılmış olan bir camisi bulunuyor. Ayrıca bölgenin en büyük kilisesi kabul edilen, ne yazık ki hiçbir koruma altında olmadığı için büyük ölçüde tahribata uğramış olan Çavuşin Kilisesi de burada.

Göreme

Nevşehir’e 10 km. uzaklıktaki Göreme kasabası Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasındaki etrafı vadilerle çevrili bölgede yer alıyor. Orta çağın başlarında, Hıristiyanlar için önemli bir dini merkez olan Göreme, 11 ve 13. yüzyılda bir başpiskoposluk merkeziymiş. Bu nedenle Göreme ve çevresinde çok sayıda dini yapılar mevcut. Göreme Açık Hava Müzesi volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzara yapısı içerisinde Bizans Kilise mimarisi ve Hıristiyan tarihinden önemli bir devri sergiliyor. Bölgenin özelliklerinden dolayı burada yaşayanlar savaşların etkilerinden, merkezi idarenin otoritesinden uzak kalmayı başarabilmişler.

Gülşehir

Kızılırmak’ın batı kenarında kurulmuş olan Gülşehir, Aksaray-Kayseri kervan yolu üzerinde bir durak olmuş Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa da Gülşehir’e yapmış 30 haneli Gülşehir’i bir külliye ile donatmış. 18. yüzyıla ait olan Külliye cami, medrese ve çeşmeden oluşuyor. İlçede Rumlar ve Türkler mübadele zamanına kadar birlikte yaşamışlar. Gülşehir’e 3 km. uzaklıktaki Açık Saray Ören Yeri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10. yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri görülmeye değer.

Hacıbektaş

Nevşehir’e 46 km. uzaklıkta olan Hacıbektaş, Kırşehir yolu üzerinde bulunuyor. Hacı Bektaş Veli’nin dergahının bulunduğundan bu ilçenin din turizminin bir başka türünü, Müslümanlığı ilgilendiren yönü var. Burada her yıl 16-18 Ağustos tarihlerinde Hacıbektaş Alevi şenlikleri düzenleniyor.

Ihlara Vadisi

Aksaray’a 40 km., Nevşehir’e ise 100 km. uzaklıkta olan Ihlara (Peristrema) Vadisi, Aksaray ili sınırları içerisinde kalır. Hemen yakınında bulunan ve eski bir volkan olan Hasandağı’ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler sonucunda, yine Hasan ve yanındaki Melendiz Dağlarından çıkan Melendiz çayının bu çatlaklarda kendine bir yatak oluşturarak derinleştirmesi neticesinde ortaya çıkmış bir kanyondur. 14 km. uzunluğunda olan kanyon Ihlara Köyü’nden başlar ve Selime Köyü’nde son buluyor. Tabiatın yer yer 150 metreye varan derinlikte açtığı bu kanyonun dik yamaçları, yine Hıristiyanlar tarafından oyularak çok sayıda kiliseler ve tünellerle birbirlerine bağlanan yerleşim yerleri yapmışlar.

Mustafapaşa

Mustafapaşa’da 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarına tarihlenen Rumlardan kalma çok sayıda, taş işçiliğinin ve süsleme sanatının zengin örneklerini içeren evler bulunuyor. Son zamanlarda, bir televizyon kanalında yapılan dizi film ile gündeme oturan “Asmalı Konak”, yani “Old Greek House” da bunlardan biri. Mustafapaşa’nın batısında yer alan Gomeda Vadisi, jeomorfolojik açıdan Ihlara Vadisi’ne benzemektedir.

Uçhisar

Nevşehir’e 7 km. uzaklıkta bulunan Uçhisar kasabası, merkezdeki bölgenin en yüksek kaya kütlesinin içine ve çevresine oyulmuş olan kilise, manastır ve sayısız kaya evleriyle ünlü. “Kale” adı verilen bu kaya kütlesinin üstüne çıkıldığında, Avanos’a kadar olan bütün vadi ayaklar altında kalıyor.

Ürgüp

Nevşehir’in 20 km. doğusunda olan Ürgüp ilçesi, Kapadokya’nın en önemli turizm merkezlerinden. Ürgüp ve çevresindeki bilinen ilk yerleşim, antik adı Tomissos olan Damsa Çayı’nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir. Bizans döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, çevresinde bulunan yerleşim yerlerindeki ve vadilerdeki kilise ve manastırların piskoposluk merkezi durumundaydı.


Kaymaklı

Nevşehir’e 20 km. uzaklıkta, Nevşehir-Niğde yolu üzerinde bulunan Kaymaklı kasabasındaki yeraltı şehri 1964 yılında ziyarete açılmış. Sadece 4 katı gezilebilecek durumda olan Kaymaklı yeraltı şehrinin tünelleri dar, alçak ve eğimli. Birden çok havalandırma bacası olan şehirde, bugün sadece bir baca görülebiliyor.

Derinkuyu

Nevşehir‘e 30, Kaymaklı’ya ise 10 km. uzaklığında olan Derinkuyu’nun yeraltı şehri Kaymaklı yeraltı şehrine göre plan olarak farklılık gösteriyor. Kaymaklı yeraltı şehri bir tepenin altına yapılmışken, Derinkuyu daha düz bir alana oyulmuş. Toplam sekiz kat olan yeraltı şehrinin beşte birinin gezilebildiği söylenmektedir. İçinde bir misyonerler okulu da bulunuyor.

Zelve

Avanos’a 5 km. uzaklıktaki Zelve üç vadiden oluşan eski bir yerleşim yeri. Her bir vadide, kilise ve manastırlar ile kayadan oyma evler yer alıyor.

Paşabağı

Zelve’ye 1 km. kalınca, bir tepeyi aştığınızda karşınıza, 3-4 kafalı peribacaları ve harikulade manzarasıyla Paşabağı çıkıyor. Üzüm bağlarının ortasında bulunan bu çok başlı peribacaları, içlerine oyulan küçücük odalar ve bu odalara çıkabilmek için oyulmuş, kenarında tutunmayı sağlayan küçük oyukları olan bacalarıyla Hıristiyan keşişlerin, inzivaya çekilmek için tercih ettikleri bir mekan olmuş.


Kapadokya.NET